İş sözleşmesinin askıya alınması

İş sözleşmesinin askıya alınması

İş sözleşmesinin askıya alınması

İş sözleşmesinin askıya alınması

İşçinin iş  görme yükümlülüğünü geçici bir süre ile dahi olsa yerine getirmesini engelleyen iş  kazası, askerlik (Muvazzaf değil), hastalık, analık, grev, lokavt ile işçinin ücretli veya ücretsiz izin kullanması, gözaltına alınması veya tutuklanması durumlarında devamsızlığının 4857 Sayılı İş Kanunu‘nun 17. maddesi’nde ki bildirim sürelerini aşması veya işçi ve işletme için zorlayıcı nedenler bulunması gibi durumlarda, iş  sözleşmeleri sona ermeyip askıya alınır ve bu engeller ortadan kalktığında da iş  sözleşmeleri normale dönerek hukuki sonuçlarını ortaya koymaya devam eder.

İş sözleşmesinin askıya alınması, “sözleşmenin devam etmekte olmasına rağmen, yasada öngörülen nedenlerle tarafların bu sözleşmeden doğan borç ve yükümlülüklerinin bazılarından geçici olarak kurtulmaları” anlamına gelmektedir. demektir. İş sözleşmesinin askıya alınması kavramı, iş hukukunda işçiyi koruma ilkesine dayanır. Kanun koyucu taraflar arasındaki iş ilişkisinin kesildiği bazı hallerde, işçinin tek geçim kaynağı olan işini yitirmemek amacından yola çıkarak, iş ilişkisinin kesintiye uğradığı bu hallerde hizmet akdinin sona ermediğini, ancak belli bir süre askıda kaldığını kabul etmektedir.

İş sözleşmelerinin askıya alınmaları halinde, sözleşmenin her iki tarafa yüklediği borçlar askıya alınmış sayılır. Böyle bir durumda işçinin iş görme borcunu yerine getirememesi, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshini haklı kılmaz ve işveren böyle bir durum karşısında fesih işlemi yapamaz.

İşveren de işçinin görmediği bir işten dolayı işçisine ücret ödeme yükümlülüğü altına girmez. İş  sözleşmeleri iki taraflı sözleşmelerden olduğundan askı işlemleri her iki tarafı da bağlayıcı nitelik kazanmış olur.

İş sözleşmesinin askıda olduğu dönemlerde, işverenin yönetim hakkına dayanarak ve iş  görme edimine bağlı olarak vereceği talimatlara işçinin uyma borcu bulunmaktadır. Buna karşılık iş görme edimine bağlı olmayan iş yerindeki davranışlarıyla ilgili talimatlara işçinin uyma borcu bulunmamaktadır.  İşçinin, işverene karşı olan sadakat borcu askı döneminde de devam edecektir. Belirli süreli iş  sözleşmelerinde iş  sözleşmesinin askıya alınması, süreyi kesmez. Bu dönemde dahi sözleşmenin süresi devam eder. Bundan dolayı sözleşmenin süresi askıda kalma döneminde bitecek olursa iş  sözleşmesi kendiliğinden sona erecektir. Taraflar, askı döneminde, sözleşmenin askıya alınması sonucu yaratan duruma dayanarak haklı nedenle fesih hakkını kullanamazlar. Örneğin, işçinin hastalığı nedeniyle belirli bir süreyi aşmayan devamsızlığı veya kanuni bir greve katılması gerekçe gösterilerek iş sözleşmesi feshedilemez . Bunun dışında kalan bir haklı nedene dayanarak, işçinin iş sözleşmesi feshedilebilir.

İş sözleşmelerinin askıya alındığı bir sırada feshi ihbar sürelerinin işlemeyeceği hususunda doktrinde görüş  birliği bulunmaktadır. Askı döneminde sözleşme feshedilse bile bu süreler, askı süresinin bitmesinden sonra işlemeye başlayacaktır. İşveren, askı esnasında feshi ihbar sürelerine ilişkin ücretleri peşin olarak ödese bile işçileri derhal işten çıkaramayacak ve askı süresinin bitimini bekleyecektir. Dolaysıyla işverenin fesih beyanı, askı süresinin bitiminden sonra hukuki sonuçlarını doğurabilecektir.

Sözleşmeler ne kadar askıda kalabilir?

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 31. maddesine göre;

İş sözleşmesinin askıya alınabilmesi için, işçinin iş yerinde en az bir yıl çalışmış olması, muvazzaf askerlik hizmeti dışında her hangi bir sebeple silah altına alınmış olması ve bu nedenle işinden ayrılmış olması gerekmektedir. Kanunun bu hükmüne göre, askı süresi en az iki aydır. İşçinin bir yılı aşan çalışmalarında her fazla yıl için askı süresine 2 iki gün eklenecektir.  Ancak bu sürenin tamamı doksan günü geçemeyecektir.

Kanunun bu hükmüne göre, en az iki ay ve en çok doksan günlük süre içinde işçinin ücreti işlemez.  İki ay veya doksan günlük süre sonunda işçi iş yerine dönmezse iş  sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiş sayılır.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/I‐b bendinde yer alan hastalık, kaza gibi hallerde işverenin haklı nedenle fesih hakkının doğabilmesi için beklenilmesi gereken süre, gene aynı kanunun 17. maddesinde yer alan ihbar sürelerine altı hafta ilaveyle oluşan süredir ve bu süre boyunca iş sözleşmesi askıda kalır. Haklı fesih durumu bu sürenin geçmesinden sonra söz konusu olur. Zorlayıcı nedenlerden dolayı ise iş sözleşmesi bir hafta süreyle askıda kalır. Gözaltı ve tutuklama hallerinde ve bu nedenle meydana gelen devamsızlıklarda sözleşme,  yukarıda da söz ettiğimiz gibi gene 4857 Sayılı İş  Kanunu’nun 17. maddesi‘nde düzenlenen bildirim sürelerince askıda kalır.

Grev ve lokavt ve ücretsiz izin durumlarında iş sözleşmesi askıya alınır mı?

İş yerinde grev ve lokavtın uygulanması durumunda ise grev ve lokavtın sona ermesine kadar iş sözleşmesi askıda kalmış sayılır. İşçiye ücretsiz izin verilmesi durumunda, ücretsiz izin süresince sözleşme askıda kalmış sayılır. Tabi bu öneride bulunan işveren, ücretsiz izinin nedenini ve süresini de işçiye bildirmek zorundadır .Tabi verilecek bu süre hakkaniyete uygun olmalı ve süreklilik kazandırılmamalıdır. Ücretsiz izin uygulaması, iş sözleşmesinde esaslı bir değişikliğe neden olması dolayısıyla işveren, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi‘ne göre hareket etmek zorundadır.

İş sözleşmesinde ki askı durumunun ortadan kalkması

İş  sözleşmelerinde askıya alma bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Bu zorunluluk ortadan kalktığında askı işlemi de ortadan kalkar ve işi yerine getirememe neden olan olay durumun ortadan kalkması ile yapılamayan çalışma hali tekrar devam eder. Böyle bir durumda iş sözleşmesi kendiliğinden kaldığı yerden hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlar.

Tarafların hak ve borçları da aynen, tekrar yürürlüğe girer. Bu, eski hukukumuzdan gelen bir kuralın günümüze yansımasıdır. Askı işleminin ortadan kalmasından sonra işçi, iş yapma edimini, işveren de ücret ödeme edimini yerine getirmek zorundadır.

Eğer taraflardan biri bu zorunluluğu yerine getirmez ise bu sefer haklı fesih durumu ortaya çıkacaktır. Belirsiz süreli iş  sözleşmelerinde, askı süresinin sona ermesinden sonra sözleşme, askıdan önce kaldığı yerdeki şartlarla devam ederken belirli süreli iş  sözleşmelerinde, askı durumunun ortadan kalkmasından sonra iş  sözleşmesi geriye kalan süreyle sınırlı olarak devam eder.

İş sözleşmesinin askıya alınmasına yol açan neden, örneğin; hastalık, iş  kazası veya askeri görev, işçinin yaralanmasına sakat kalmasına neden olmuş  ise bu durumda işveren, askı süresi sonunda işçiyi koruma kuralı gereğince, haline uygun bir iş vermek zorunda kalacaktır. İş  sözleşmesinin feshinin askıda iken yapılması, çoğu kez hukuka aykırı olarak kabul edilecektir. İş sözleşmesinin feshinin, askıya neden olan olayın sona ermesinden sonra gerçekleşmesi gerekmektedir. Askıda iken yapılan fesihler, fesih hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir. Ekonomik nedenlerle ücretsiz izine çıkarıldıktan sonra çalışmak amacıyla iş  yerine gelip işe başlatılmayan işçi, iş sözleşmesini feshetme imkanına sahiptir. Fakat iş sözleşmesi kendisi tarafından feshedildiğinden, bu işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz.

İş sözleşmesinin askıya alınması

Cevap

*